Adorno & Horkheimer, Tarihsel İmkân, Çalışma, Boş Zaman ve Özgürlük – I

“(12 Mart, öğleden önce)

HORKHEIMER— Teddie köhnemiş bir çift kavramı kurtarmak istiyor: teori ve pratik.

ADORNO— Yahudilerin katledilmeleri, bir kurşun daha harca­maya değmeyecekleri için canlı canlı gömülmeleriyle, dünya­yı değiştirmesi beklenen teori arasındaki uçurum.

HORKHEIMER— Taban tabana zıt iki inanç: ilerlemeye duyu­lan inanç -ki bu Marksizm için de geçerli- ve tarihin bunu ba­şaramayacağı görüşü.

ADORNO— Ama bizim anlaşamadığımız nokta esasen bu de­ğil.

HORKHEIMER— Sana göre bir yüzyıl kadar sonra her şey daha iyi olacakmış gibi yaşamamız gerekiyor. Rahipler de aşağı yu­karı aynı şeyi söylüyor.

ADORNO— Bizim anlaşamadığımız nokta tarihin bunu başarıp başaramayacağı. Burada “-ebilmeyi” nasıl yorumlayacağız? Bir taraftan, dünya bunu başarma imkânlarını barındırıyor, diğer taraftan, her şey afsunlu, bir büyünün etkisi altında adeta. Bu büyü bozulabilseydi, başarı mümkün olurdu. Bizi insanın koşullara bağlı oluşunun ütopyayı sınırladığına inandırmak istiyorlarsa eğer, bu kesinlikle doğru değil. Zincirlerden bütü­nüyle kurtulma olanağı var. Anlamsız ızdırabın ortadan kalktı­ğı bir dünyada, Schopenhauer haksızdır.

HORKHEIMER— Dünya uzun vadede değişemez. Gerileme olasılığı her zaman bakidir. Bu da hem Marksizmi hem de on­tolojiyi terk etmemiz gerektiği anlamına gelir. Geriye ne iyi kalır ne de kötü, ama kötünün ayakta kalması daha olasıdır. Eleştirel akıl, sosyalist olursanız her şeyin yoluna gireceğini söyleyen bir Marksizmden özgürleştirmeli kendini. Amerikan sisteminin az çok yontulmuş bir versiyonundan daha fazlasını bekleyemeyiz insanlıktan. Aramızdaki fark şurada: Teddie ko­nuşurken bir miktar teoloji de giriyor işin içine; bense iyilerin neslinin tükenmekte olduğunu söyleme eğilimindeyim. En iyisi yine planlama olacaktır.

ADORNO— Planlamanın neticesinde artık dilenciler olmasa, planlama o ölüm katılığını kaybeder ve sonuçta da belirleyici önemde bir şeyler değişirdi.

HORKHEIMER— Belki, ama barbarlığa geri düşmek de müm­kün.

ADORNO— Geri düşme ihtimali her zaman var. Yapılan her şe­yin şeffaf bir biçimde toplumun tamamına hizmet edecek şe­kilde planlandığı ve anlamsız işlerin yapılmadığı bir dünyada, seve seve günde iki saat asansör operatörü olarak çalışırdım.

HORKHEIMER— Bu iddia bizi doğruca reformculuğa götürür.

ADORNO— Yönetim barışçı yollarla devrilemez.

HORKHEIMER— Bu o kadar da önemli değil. Devrimden sonra tekrar geriye dönülmeyeceğinin garantisi yok. Çalışma kavra­mı. Bizi uygarlıktan önceki, insanın çalışmaktan çocukluğuna kaçmayı bir ölçüde başardığı evreye dönmemizin mümkün ol­madığına ikna etmek için Marksizm de burjuva dünyası da elinden geleni yaptı.

ADORNO— Boş zaman faaliyetleri.

HORKHEIMER— İnsan ancak çalıştığı kadar değerlidir. Özgür­lük kavramı tam da bu noktada devreye girer.

ADORNO— İşten azade olmak.

HORKHEIMER— Özgürlük birikim yapabilmek değil, bilakis biriktirmeye ihtiyacımın olmamasıdır.

ADORNO— Marx da söylemişti bunu. Marx, çalışmaktan kur­tulmayı tahayyül ediyordu bir yandan. Diğer yandan, toplum­sal emeğin üzerine muazzam bir parıltı kondurdu. Bu iki moment doğru dürüst formülleştirilmiyor Marx’ta. Marx emeğin ideolojisini eleştirmedi, burjuvaziyle hesaplaşabilmek için emek kavramına ihtiyacı vardı çünkü.

HORKHEIMER— Burada bir diyalektiğe ihtiyacımız var. İnsan­lar kendilerini işten uzaklaştırabilecek kaotik dürtülerini bastı­rıyorlar ve böylece çalışma onlar için kutsal bir şey haline ge­liyor.

ADORNO— Çalışmaktan azade olma fikrinin yerini insanın kendi işini seçme olanağı alıyor. Kendi kaderini tayin etmek, kendi kendini belirlemek, çoktan belirlenmiş olan işbölümü dahilinde bana en büyük mükâfatı vaat eden sektöre girmemin mümkün olduğu anlamına geliyor.

HORKHEIMER— Özgürlüğün kendi kendini belirlemekten iba­ret olduğu fikri aslında epey zavallıca, özellikle de evvelce efendinin buyurduğu bir işi şimdi kişinin kendisinin seçtiği dışında bir anlama gelmiyorsa; kaldı ki efendi de kendi kendisi­ni belirlemiş değildir.

ADORNO— Kendi kendini belirleme kavramının özgürlükle bir ilgisi yok. Kant’a göre, özerklik kendine itaat etmektir.

HORKHEIMER— Feodalizmin yanlış anlaşılması.

ADORNO— Zorunlu yanlış bilinç, ideoloji.

HORKHEIMER— Alman idealizmi, burjuva ideolojisi: feoda­lizmdeki kendi kendini belirleme yanılsamasının, burjuvazi­nin bakış açısından, mutlak olarak konumlandırılması.

ADORNO— Transandantal tam-algı(6): mutlaklaştırılmış emek. Esasen toplum içinde tayin edilmiş bir ilişki olan emek, sanki bizatihi özgürlükmüş gibi yorumlanıyor.

HORKHEIMER— Doğu Bölgesi’nde*, yükümlülüklerini yerine getiremeyen insanların çarptırıldığı korkunç cezalar. Dünya­nın iki yansında da hakim olan tüketim ideolojisi doğrudan bununla bağlantılı. Çalışmanın karşıtının ancak tüketim olabi­leceği düşünülüyor.

ADORNO— Karl Kraus insanın tüketici ya da üretici olarak ya­ratılmadığını, insan olarak yaratıldığını söylüyordu. (6)

HORKHEIMER— Bugünlerde daha ziyade işçi-işveren birlikle­rinden bahsediliyor.

ADORNO— Bütün karşıtlıklar aynı kefeye konuyor.

HORKHEIMER— Biz kaotik olanın tarafındayız, henüz dahil edilmemiş olanın.

ADORNO— Kaotik olanı savunamazsın. Misal: Engels’in bo­ğuculuğu.

HORKHEIMER— Birinin bir kadın bedenine şehvetle dokun­masının burjuva dünyasında, ta Roma’dan beri, neden dehşet verici bir şey sayıldığını hâlâ anlamış değiliz. En kötü ve en iyi olanla bağlantılı bir şey bu. Mübadele dünyasma duyulan tik­sinti burada kendine bir sığmak buldu. Burjuva olmayanın, kendisini aşkta muhafaza ettiği varsayılıyor.

ADORNO—Burjuva cinsel tabuları “ilk gece hakkı”yla bağlan­tılı muhtemelen. Kadınlar bedenlerini kendi tasarrufları altına almalı. İnsanların kendisi bizzat mülk haline geliyor. Cinsellik bunu tehlikeye atıyor ve dolayısıyla da cinsiyetler arasında uzun süredir devam eden savaşa ortam hazırlıyor.

HORKHEIMER— Kant’ın evlilik tanımı. (8) Aşk muhtemelen bur­juva toplumunun yanlış olumsuzlanmasını içeriyor.

ADORNO— Aşk burjuva toplumunu yetersiz bir şekilde olumsuzluyor ve bu olumsuzlamasıyla da onu sürekli kılıyor.

HORKHEIMER— Dünyada çalışmaya adanan tek bir ilahi hü­küm sürüyor, ama o da tümüyle negatif değil. Machiavelli.

ADORNO— Mutluluk çalışmaya bağlı.

HORKHEIMER— Çalışmayı mutlulukla karıştırmaktan daha beter bir şey yok.

ADORNO— Çaba sarf etmek cinsel mutluluğun ayrılmaz bir parçası. Çalışmanın aynı zamanda mutluluk olduğu doğrudur doğru olmasına, ama bunu [yazacağımız kitapta] söyleyeme­yiz. Mutluluğu çalışmakta bulmamızın sebebi, bizim de burju­va olmamız mı yoksa?

HORKHEIMER— Freud. Ölüm dürtüsü.”

* Almanya’nın, 1945’ten II. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Sovyetler Birliği’nin işgali altında olan doğu bölgesi. 8 Ekim 1949’da bu bölge Demokratik Almanya Cumhuriyeti oldu. -ç.n.
(6) Kant’ta saf biçimsel, orijinal, değişmez olan, bütün fikir ve kavramların  gerekli koşulunu oluşturan özbilinç.
(7) Karl Kraus, Die Fackel, no. 406-412, 5 Ekim 1915, s. 96.
(8) Kant’a göre evlilik, “farklı cinsiyetlerden iki kişinin, cinsiyet özellikleri­nin yaşam boyu karşılıklı mülkiyeti için birleşmesi”dir (Metaphysik der Sitten. Rechtslehre, § 24, Kants Werke, Cilt VI içinde, Akademieausgabe, Berlin 1968, s. 277).

Theodor W. Adorno & Max Horkheimer, Teori ve Pratik Üzerine Bir Tartışma (1956), Metis Yayınları, çev. Orhan Kılıç, 2013, s. 19-24.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir