books of J. G. Farrell

mentioned in Adam Curtis’ Shifty, s01e01.


A Man from Elsewhere (1963)

The Lung (1965)

A Girl in the Head (1967)

Troubles (1970)

The Siege of Krishnapur (1973)

The Singapore Grip (1978)

published posthumously

1973–74: The Pussycat Who Fell in Love with a Suitcase. Atlantis. 6 (Winter 1973/4), pp. 6–10
1981: The Hill Station; and An Indian Diary, unfinished, edited by John Spurling. London : Weidenfeld and Nicolson. ISBN 0-297-77922-2

boksi IV

mevsimlerin acı kahkahası kulağında
sen bakıyorsun ben bakıyorum
biz bize bakışıp
ama asıl avrupalıların incelmiş
bakışları gibi değil dik dik
dağdan indik buraya geldik
hala dağın kavgasını bitiremedik
ilk kim başlattı kimse bilmiyoruz

sakın o japon bilgeliği değil boynumuzda
yular fular bir de keçeden atkı
eklem yerlerinde yara yapan sıkıntı

bütün yaz güneş topladıktan sonra
kış boyu kıvrılıp yatacaksak
niçin uğraşıyoruz

sürekli kendimize
ve ötekilere sorular soruyoruz
freud’dan öğrendiğimiz altın dalını uzat da
sınıkçılar ovsun dört yanımızı

oysa bir bebek, bir çocuk, üç bagaj taşıyan kadın
şiiri omuzlarıyla yazınca
klavye başındakiler
koşuya çıkalım demiş murakami’yle

Ben Sokak Kızıyım | Nazan Öncel | Alıntı

Nazan Öncel’in 1996 tarihli ‘Sokak Kızı’ albümünün açılış parçası, 4:16’lık bakır leblebi.

ekmek çaldım fırından
katık buldum çöplükten
polis koştu peşimden
hırsız polis oynadım

ben sokak kızıyım
bana iyi davranmayın

tütün buldum yerlerden
gittim yattım birinlen
dayak yedim abimden
korkum yoktur itlerden

ben sokak kızıyım
bana acımayın

ben okullu olmadım ben
renkli boyalarım, kalemim olmadı
ne önlük giydim, ne yavru kurt oldum
ne baş ögretmenim, ne kitabım oldu

ben çocuk olmadım
ben çocuk olmadım

boksi III

klimasız fayans bir adana dükkanda
bici bici, karsambaç ve adorno kitapları satıyoruz
moralimiz minimumda seyrederken
komşu kurnaz sahaf selam bile vermiyor
garip bi hınç bu, ancak düşmana, el emeksiz
portakal çiçeği festivalinde mümkün değil
yarın lanthimos favori oyuncularıyla çekebilir

ezeli mağlup don diego de zama’yı
x coğrafyasında herkes mi tanıyor
kırk metrekare evler kurarken teknelerin kuytularına
greta’dan öğreniyorum öğrenmeyi
henüz bitiremedim, kaç sayfa geçti
öğlen güneş altında dürbünle sersem gibi
elli faktör kortizollu yüz kremiyle gözünü silip
şiiri okumadan yazınca daha ne beklemiştin
uçuruma ben varım demiştin (yo)

affetmek için suyumuzu kuyulardan
içine zehir katıp avcumuzla içip
rastgele bir dünya bu sakin sokaklarda
her akşam enter’ın yeni satırıyla kesilmiş
kaçırılmış, ertelenmiş, tedavi edilmemiş, cevapsız (ah)
gardını bir kere düşürünce gelen muhafız
panoptikon diyor, biz aslında seni görebiliyorduk
sen de görünmek ve görülmek istemedin mi
hep beraber kaybolmadık mı biz