Kundera, Göbek Dekoltesi Üzerine

Klişeleşmiş “En iyi 10 roman açılış cümlesi” listelerine giremeyecek olsa da, “en provakatif  ve deneysel roman açılışları” listelerini zorlayabilecek, günü üzerine düşünen bir Kundera pasajı.

Alain göbek deliği hakkında derin düşüncelere dalıyor

Haziran ayıydı, bulutların ardından sabah güneşi çıkıyor ve Alain ağır ağır Paris’teki bir sokaktan geçiyordu. Çok düşük belli pantalonlarıyla çok kısa kesimli tişörtlerinin arasında açıkta kalan göbek deliklerini gösteren genç kızları dikkatle inceliyordu. Kendini kaptırmıştı; kendini kaptırmış hatta afallamıştı: Cazibelerinin kudreti, artık ne uyluklarında ne kalçalarında ne de memelerinde yoğunlaşıyor, vücutlarının ortasındaki bu küçük yuvarlak delikte toplanıyordu sanki.

Bu durum onu düşünmeye yöneltti: Eğer bir erkek (ya da bir dönem) kadın cazibesinin merkezi olarak uylukları görüyorsa, bu erotik yönelimin ayırt edici niteliği nasıl betimlenir, nasıl tanımlanır? Hemen bir cevap uydurdu: Uylukların uzunluğu yolun metaforik imgesidir, erotik sona doğru götüren, bu uzun ve büyüleyici yoldur (bu yüzden uylukların uzun olması gerekir); gerçekten de, dedi Alain kendi kendine, uylukların uzun olması, çiftleşmenin ortasında bile, kadına ulaşılmaz olmanın romantik büyüsünü atfeder.

Eğer bir erkek (ya da bir dönem) kadın cazibesinin merkezi olarak kalçaları görüyorsa, bu erotik yönelimin ayırt edici niteliği nasıl betimlenir ve tanımlanır? Hemen bir cevap uydurdu; kabalık, neşe; hedefe, iki tane olduğu için daha da uyarıcı olan hedefe doğru giden en kısa yol.

Eğer bir erkek (ya da bir dönem) kadın cazibesinin merkezi olarak memeleri görüyorsa, bu erotik yönelimin ayırt edici niteliği nasıl betimlenir ve tanımlanır? Hemen bir cevap uydurdu: kadının kutsanması; İsa’yı emziren Meryem Ana; erkek cinsinin, kadın cinsinin soylu görevi önünde diz çöküşü.

Peki ama, kadının cazibesini, vücudun ortasında, göbek deliğinde gören bir erkeği (ya da bir dönemin) erotizmi nasıl tanımlanır?”

Milan Kundera, Kayıtsızlık Şenliği, Can Yayınları, çev. Ayça Sezen, 2015 [2013], s. 13-4.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir