Toptaş, Yazarın Her Yerdeliği

“Herkes işinde gücündedir o sırada; kimileri bir zamanın insan belleğine doğru uzanan genişliğini pıtrak gibi çoğalan asık suratlı dev apartmanların düzensiz görüntüleriyle doldurmakta, kimileri kağnı tekerleklerinin dönüşüyle hayvanların geviş getirişine bağlıymışçasına yavaaaaş yavaaaş akan başka bir zamanda bu apartmanların dikildiği noktaya hüznün karası kıl kıl çadırlar kurmakta, kimileri hemen hemen aynı yerde amansız kılıç darbesiyle sendeleyip başka zamanın içine devrilmekte, kimileri de gene orada, ya masa başına çivilenmiş soluk benizli bir memur dalgınlığıyla oturmakta, ya bankacı kılığında paraları sayıp sayıp destelemekte, ya da sevgilisine sarılıp duraksız, boğulurcasına öpüşmektedir. Bütün bu görüntülerin, renk, çizgi ve ses hâlinde titreşen incecik buğuları arasında, hayatı gözükmeyen şekliyle kâğıtlara geçirip bir kez daha var edebilmek, birkaç kelime daha genişletebilmek ve bu çok özel uğraşın çok hüzünlü hazzını tadabilmek için, kocaman hokkalara batırdıkları divitlerle eğilip mum ışığında büyük bir sabırla harıl harıl çalışanlar da vardır tabi; belediye otobüslerine yetişeceğim diye alelacele koşuşanlar, inançları uğruna zincire vurulanlar, gözlerine alaycı kahkahalar eşliğinde cızır cızır mil çekilenler, hayaları burulanlar, ellerinde dondurma külahlarıyla gezinenler, şapşal şapşal bakışanlar, derin derin susuşanlar ve içlerinden şeytana pabucunu ters giydirecek hesaplar yaptıktan sonra, birdenbire karşılarındaki insana masum masum gülümseyerek kadehlerini kaldırıp keyifle tokuşturanlar da vardır.

Hatta, hâlâ şehri kuşatmak için tepelerde karınca sürüsü gibi didinip duran askerlerin, atların ve savaş malzemelerinin üzerine, başka bir zamanın iğreti duruşlu, cılız gecekonduları inşa edilmektedir o sırada; çocuksu bir saflığın kristalleşmiş yankılarıyla çınlıyormuş gibi gözüken dev tapınakların bulundğu yerlere, doğrudan doğruya insanın içindeki şehvet kuyularına seslenen renk renk ışıklarla aydınlatılmış, içleri pörsük memeli prenseslerin iri dişli kırmızı gülüşleriyle dolu genelevler açılmakta; birtakım din adamları da her gün gelip işte tapınaklara giriyoruz diye bıyıkaltı gülüşleriyle kapıda dikilen kapıda dikilen polislere kimlik bile göstermeden bu genelevlere dalmakta, efkârlı şarkılarla ortalığı çınlatan şuh kahkahaların birbirine karıştığı ve köşesinde bucağında sigara dumanlarıyla perdelenmiş yüzsüz pazarlıkların sürdürüldüğü o ekşi ter kokuları arasında yüzen kocaman salonlardan yavaş adımlarla geçmekte, sonra varıp Tanrı’ya en yakın yer diye tir tir titreyip duran kıllı birer erkek popusunun üstüne oturmakta ve altlarındaki erkeğin altında kesik iniltilerle kıvranan kadınların tavana çevrilmiş donuk bakışlarına aldırmadan, kitapları Tevrat’sa Tevratlarını, İncil’se İncillerini, ya da Kur’an’sa Kur’anlarını açıp dokunaklı bir sesle, uzun uzun okumaktadırlar. Dillerinden dökülen kutsal kelimelerin arasına öteki odalardan gelen yatak gıcırtıları karışmaktadır bir bakıma, gülüşme sesleri, öpüşme sesleri, ısırma sesleri, tokat şaklamaları, yalan vaadler, çılgın istekler, güvensiz anlaşmalar, morarmış memeler ve inip kalkan kalçalar karışmaktadır.

Birbirini görmeyen bütün bu insanların, bu mekânların ve zamanların arasında, üstünde, altında, yanında ve içinde, bir de birbirini görmeyen çeşitli eşyalarla, birbirini görmeyen, çekiç seslerinin gerisine gizlenmiş birtakım sesler vardır tabi… Aynı anda farklı farklı dillerde aynı duyguları ifade eden bazı cümleler, sokaklarda arada bir burun buruna karşılaştıkları, hatta havada kimi zaman sesten yapılmış birer cetvel gibi üst üste çakıştıkları hâlde birbirlerini asla görememektedirler sözgelimi. At kişnemeleriyle otomobil homurtuları, kılıç şakırtılarıyla makineli tüfek sesleri, uçak gürültüleriyle atmaca çığlıkları ve divit cızırtılarıyla daktilo tıkırtmaları da öyle… Hatta, rüzgârlarla rüzgârlar da…

Ama ben, tahmin edeceğiniz gibi, burada anlattıklarımdan çok daha fazlasını görmekteyimdir.”

Hasan Ali Toptaş, Bin Hüzünlü Haz, Everest Yayınları, 2017 [1998], 4. basım, s. 114-7.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir